31 Temmuz 2009 Cuma

çinden ucuz elektronik mp3 player vs getirtme

DEALEXTREME linkinden dealextremeye uye olabilir, ucuz elektronik urunler getirtebilirsiniz.Site oldukça guvenli, baya bir zamandir kullaniyorum.

25 Temmuz 2009 Cumartesi

Kurt Cobain

Wikitr den alinti:::::::Nirvana; 1988 yılında Aberdeen, Washington Amerika’da; Kurt Cobain adıyla bilinen Kurt Donald Cobain (20 Şubat 1967, Hoqiam - Washington; gitar ve vokal); Krist Novoselic (16 Mayıs 1965, Croatia - Yugoslavya, bas gitar) ve Dave Grohl (14 Ocak 1969; Warren – Ohio – Amerika; bateri) tarafından oluştu diyebiliriz.

Grubun köklerinde 1980 yılların ortasında müzik piyasalarının en önemli isimlerinden olan Melvins ve Sonic Youth’un izlerini görmek mümkün. Novoselic ve Cobain; yaşadıkları yer olan ve Seattle’a çok yakın bir kasaba olan Aberdeen’de 1985 yılında tanıştılar.

1991 Avrupa Turnesi boyunca Nirvana, Sonic Youth’un ön grubu oldu. Nirvana’nın asıl büyük çıkışı ise 1991 yılında katıldıkları Reading Feastivali’nde gerçekleşti. Bu festival sırasında kaydedilen ve bir belgesel niteliği taşıyan “1991: The Year Punk Broke”la birlikte grubun adı tüm dünyada duyuldu. 1991 yılı aynı zamanda; Nirvanamania akımının oluşma, Kurt Cobain’in ise fiziksel ve ruhsal sağlığının bozulma tarihi de oldu. Grup daha sonra Geffen Records’la anlaşma imzaladı ve asıl büyük başarıları olan “Nevermind”ı 1991 yılının sonbaharında piyasaya çıkardı. 3 platin ödüle layık görülen ve dünya çapında 10 milyon kopya satan Nevermind’dan çıkan single “Smells Like Teen Spirit” ise MTV’nin sürekli yayınladığı kliplerden biri oldu.

Müzikal başarılarının yanı sıra maddi açıdan da oldukça iyi duruma gelmeye başlayan grubun solisti Kurt Cobain ise bütün bu bolluğun yanında içine kapanmayı ve kendi dünyasını yaratmayı tercih etti. Bu sırada 1992 yılının Şubat ayında Hole grubunun solisti olan Courtney Love’la Hawaii’de evlendi. 18 Ağustos’ta ise kızları Frances Bean dünyaya geldi. Nirvana’nın üçüncü stüdyo çalışmaları Kurt Cobain’in sağlık problemleri sebebiyle ertelenedi. Kronik mide sancılarından şikayetçi olan Cobain çok sık hastaneye kaldırılmaya başladı. 1992 yılında ise Geffen, Nirvana hayranlarının sabrını daha fazla zorlamamak için grubun B-Side’larından oluşan bir toplama albümü, “Incesticide”ı piyasaya sürdü.

1993 yılının baharında grup tekrar stüdyoya girmek için hazırdı. Nevermind’ın ardından çıkartacakları bu yeni albüm için grup; Pixies, Breeders ve Jesus Lizard’ın da prodüktörlüğünü yapmış olan Steve Albini’yle çalışmayı tercih etti. Yeni albüm “In Utero” 1993 yılının Eylül ayında piyasaya çıktı. “In Utero”nun piyasaya çıkmasının ardından grup MTV için verdikleri Unplugged konserin de içinde bulunduğu ve Kuzey Amerika’yı kapsayan bir turneye çıktı. 1994 yılının başlarında Nirvana’nın Avrupa turnesi, Kurt Cobain’in sağlık problemleri yüzünden yarıda kesildi. Aynı yılın Mart ayı sonlarında ise Cobain, Los Angeles’taki bir rehabilitasyon merkezine yatırıldı . Bir gün sonra da kaçtı. Ve Seattle’a geri döndü. Bu olaydan yedi gün sonra yani 8 Nisan’da Cobain, Seattle’daki evinde ölü bulundu.

Kurt Cobain’in ölümünün ardından Grohl ve Smear Foo Fighters adıyla bir grup kurdu. Foo Fighters, Nirvana’nın kızgın müzik tarzı ve şarkı sözlerinin yanısıra yumuşakbaşlı bir tutum izledi ve 1995 yılında grupla aynı adı taşıyan albümleriyle büyük başarı şağladı. Novoselic 1996 yılında Sweet 75 adlı grupla tekrar müzik piyasasına geri döndü.

Kurt Cobain Hakkındaki Ölüm Teorileri [değiştir]

  • Kurt Cobain'in kanında bulunan eroin miktarı, bir insan bünyesinin kaldırabileceği miktarın tam üç katı.Bu kadar eroini alan bir insanın elindeki tüfekle kendini vurmasının imkân ve ihtimali yok. Zira şırıngayla vurulan eroin etkisini anında gösteriyor ve de Cobain'in namlı bir eroinman olmasının vücut direncini artırmış olması gibi bir açıklamanın da hiçbir mantıki dayanağı yok. Böylesi yüklü miktarlara vücudun 'alışmış' olması ihtimal dahili ve söz konusu değil. Eroin öyle bir maddedir ki, herkesi eşit süratte ve etkide vurabiliyor.
  • Cobain'in parmak izleri, etrafında bulunan hiçbir eşyanın üstünde ve de kendini vurmak için kullandığı savlanan tüfeğin üstünde, bulunamıyor.
  • Bir insanın üç kez üst üste hayatını sonlandırıcak kadar dozu bünyesine şırınga edip, sonra tüfeği kullanabilmesinin imkânsızlığı bir yana, niye bunu yapsın ki zaten öleceği garanti olduğu halde !
  • En önemli olan olaylardan biri de Kurt Cobain'in kredi kartının bulunamaması ve Cobain'in öldürülüşünden 2 saat sonra kredi kartıyla 49 dolarlık çiçek yollamaya çalışılması. Kart kimlerin eline ve nasıl geçmişti?
  • Yanında bulunan intihar notunun son dört - beş satırının ve mektubun başındaki 'Boddah' kelimesinin (Cobain'in çocukken yarattığı hayali arkadaşın ismi) başka bir el tarafından yazılmış olduğunun (daha sonra ünlü bir televizyon programının ödediği ücretler karşılığında) konunun en mahir uzmanlarınca saptanmış bulunması, başka bir tuhaf hakikat.

Zira 'Lütfen devam et Courtney. Frances için. Hayat, bensiz çok daha kolay olacak. Seni seviyorum. Seni seviyorum' tarzı başka bir el tarafından karalanmış olduğu iddia edilen satırlar olmasa, mektup bir intihar mektubundan ziyade, müzik endüstrisine veda mektubunu andırıyor.

  • Nick Broomfield'in yapmış olduğu 'Kurt&Courtney' belgeseline konuşan 22 yaşındaki bir dadının, Cobain'lerin yanında çalışmayı Courtney'in mütemadiyen Kurt'un vasiyetnamesinden bahsetmesinden bezdiği için, bıraktığını anlatması da kayda değer tabii.

Zira son zamanlarında Kurt'un Courtney'den ayrılmak istediğine ve Courtney'i çıkararak yeni bir vasiyetname hazırlattığına dair de ciddi iddialar var.

  • Courtney love'in kendisine Kurt'u öldürmesi karşılığında 50 bin dolar önerdiğini anlatan, şahitleri olan, Amerika'daki en mühim polygram uzmanının iki testinden yüzde 99.8 gibi sonuçlarla geçmiş bulunan Eldon Hoke'un, Broomfield'in belgeseline konuştuktan 8 gün sonra esrarengiz bir tren kazasıyla ölmüş olması.
  • Tıpkı bir çok sanatçıda olduğu gibi, Kurt Cobain'de küresel sermayenin dünyaya hükmediş biçimiyle kavgalıydı. Kimi şarkı sözlerinde bunu gizli gizli ifade etmeye çalışıyordu. Örneğin "Heart shaped box" isimli şarkısının klibinde ve sözlerinde, Hz. İsa'ya yönelik göndermeler yapmıştı. Bu durum, küresel sermayenin pek hoşuna gitmiyordu, zira kitlelere hükmeden sermayedarların halkta oluşturulan fundamentalizme ihtiyacı vardı. Muhtemel bir olasılıktır ki, küresel imparatorluklar kurmak isteyen kişiler, Kurt Cobain'e bu anlamda ihtarda bulunmuş, ancak olumsuz yanıt alınca çok geçmeden tamamen tezgah olduğu düşünülen bir intihar kurgulanarak hayata gözlerini yumması sağlanmıştı.

bu sana..

2 Haziran 2009 Salı

2 Nisan 2009 Perşembe

Sevdiğin Kadar Sevilirsin- Can Yücel

yerin seni çektiği kadar ağırsın
kanatların çırpındığı kadar hafif..
kalbinin attığı kadar canlısın
gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
sevdiklerin kadar iyisin
nefret ettiklerin kadar kötü..
ne renk olursa olsun kaşın gözün
karşındakinin gördüğüdür rengin..
yaşadıklarını kar sayma:
yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
ne kadar yaşarsan yaşa,
sevdiğin kadardır ömrün..
gülebildiğin kadar mutlusun
üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
sakın bitti sanma her şeyi,
sevdiğin kadar sevileceksin.

güneşin doğuşundadır doğanın sana verdiği değer
ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
bir gün yalan söyleyeceksen eğer -
bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın

unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
işte budur hayat!
işte budur yaşamak
bunu hatırladığın kadar yaşarsın
bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
çiçek sulandığı kadar güzeldir
kuşlar ötebildiği kadar sevimli
bebek ağladığı kadar bebektir
ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,

sevdiğin kadar sevilirsin...

can yücel

Jimi Hendrix (kova burcu :)

Jimi Hendrix, birçoklarına göre gelmiş geçmiş en büyük gitaristtir. Yaşamı ise karmakarışıktır.. Özellikle de ünlendikten sonra.. 27 Kasım 1942’de Seattle’da dindar bir baba ve kızılderili bir annenin oğlu olarak dünyaya geldi. Jimi’ye göre, annesi çok içerdi ve kendine dikkat etmezdi.

Çocukken çok sevdiği kilise müziğini dinlemek için gittiği Baptist kilisesinden kovulmuştu. Rahip onu, kilise kurallarına uymadığı için dışarı atmıştı.

Ayinlerde elde ettiği deneyim, onun müziğe olan ilgisinin ilk adımını oluşturmuyordu. Daha küçükken babası kaşık ve tarak çalarken -ki bu işte ustaydı- tüm dikkatiyle onu dinliyordu. Jimi’nin kendine güveninin artmasını sağlayan bir başka olay ise saç şekliydi: "Çocukken babam saçlarımı öyle bir traş ederdi ki yolunmuş tavuğa benzerdim, bütün arkadaşlarım beni kabak diye çağrırlardı. Belki de bu yüzden saçlarımı bu denli uzattım."

Kiliseden kovulmasından kısa bir süre sonra Jimi’nin süpürge, sopa gibi eşyaları gitar gibi çalmaya çalıştığını farkeden amcası, ona bir gitar hediye etti. Hayatını tamamen değiştirecek bu olaydan sonra Jimi, nerdeyse bütün gününü elinde gitarıyla elde edebildiği Blues plaklarını, özellikle de Muddy Waters, Howling Wolves, Lightnin’, Hopkins, B.B.King, Arthur (BigBoy) ve Crudup and Robert Johnson gibi ustaların plaklarını dinlemekle geçirmeye başlamıştı. Jimi’nin gitara olağanüstü hakimiyeti ailesinin dikkatini çekmişti: "Plaktan birşey dinlerdi ve bir kaç dakika sonra onu çalıp geliştirebiliyordu."

Okuma yazma öğrendikten sonra bir daha hiç okula gitmedi, bunun asıl sebebi ise 15 yaşında sınıfta bir kızın elini tuttuğu için -tabii ki bu onun ilk macerası değildi- kendisini azarlayan öğretmenine "Ne oldu? Yoksa kıskanıyor musun?" diyerek karşı çıkmasıydı.

İlerleyen yıllarda artık Jimi, bir kaç arkadaşıyla eğlence merkezlerinde, kulüplerde o dönemin ünlü şarkılarını çalabiliyor, hatta sonunda ellerine 50¢ geçirecek konserler verebiliyorlardı.

Askerlik dönemi geldiğinde ise akıbetinin ne olacağını bildiğinden -o zamanlarda Amerika’da dar gelirli beyazlar ve zenciler "taban tepiciler" diye tabir edilen karakuvvetlerine bağlı bir birliğe kayıt ediliyordu- kendini gönüllü olarak Paraşütçüler Birliği’ne kayıt ettirdi. 101inci paraşütçü bölüğünde görev yaptı. "Askerliği boyunca 25 atlayış yapmıştı."

Jimi, artık iyice pişmişti. Kendisini izleyen tecrübeli Blues’cular, büyüleniyorlardı. Oysa artık başkalarının şarkılarını çalmaktan bıkmıştı. Kafası müzik fikirleriyle doluydu. Bu fikirler hayata geçince bir müzik ilahı doğmuş olacaktı.

Uzun yıllar birlikte çalışacağı yakın dostu Curtis Knight ile tanışması ise New York’ta bir otelden kovulmak üzere olmasına rastlar. Curtis, Jimi’ye gitaristi olmasını teklif etti. Jimi ise -çok sevdiği gitarını satmasına rağmen- beş parasızdı ve Curtis tam zamanında yetişmişti. Onu borcundan kurtarıp iki gitarından birini ona hediye etti. Böylece Jimi, ilk kontratını Curtis ile imzalamış oluyordu. İki arkadaş, yeni tanışmalarına rağmen birbirleriyle iyi anlaşacaklarından emindiler. Birlikte daha büyük ve gösterişli kulüplerde çalmaya başladılar, Jimi daha çok arkaplandaydı, ancak sadece onu görmeye gelenlerin sayısı azımsanacak gibi değildi. Jimi gitara o denli hakimdi ki, sırtında, tek eliyle, dişleriyle hatta diliyle çalabiliyordu. Ünlü bir eğlence kulübü, başvuran guruplar arasından bir seçim yaparken sıra Jimi ve Curtis’e geldiğinde Jimi, gitarı dişiyle çılgınca çalmaya başladı ve işi kaptılar.

Artık otoriteler Jimi’yi profesyonel kabul etmeye başladığında Jimi’nin olağanüstü single’ları (tek parçalık albüm) Purple Haze -İngiltere listelerinde bir anda 4.lüğe yükseldiğinde yer yerinden oynamıştı- ve Hey Joe -1966 Aralık’ında çıktı- müzik camiasında derin yankı uyandırdı.

Daha sonra Jimi, Avrupa’ya gitmesi konusunda ikna edilmeye çalışıldı. Birçok şeyvaat ettiler. Jimi ise ne o sırada gitaristi olduğu Curtis’e, ne de başka herhangi bir arkadaşına haber vermeden Avrupa’ya gitti. Jimi Hendrix Experience da böylece kurulmuş oldu: davulda Mitch Mitchell ve basta Noel Redding ile birlikte. Başarı, ün, şöhret artık onlarındı. Tabii bütün bunlar yalnızca ön planda olan şeylerdi. Bir de bunun görünmeyen yanları vardı. "Çanak yalayıcıların", yapımcıların kurduğu kapanlar ve uyuşturucu, Jimi’yi ve grubunu içten içe çökertiyordu.

Jimi, arada Londra’daki kulüplerde sahne alıyordu. Single’lar birbiri ardına patlıyordu ki 1967’de ilk resmi ticari albüm denemesi geldi: "Are You Experienced?". İçindeki şarkıların bir kısmı oldukça büyük tepkiler aldı, öyle ki Jimi Hendrix’in başı sık sık belaya girer oldu. Uyuşturucuyla yakalanıyor, hapse tıkılıyor, polislerle başı bir türlü beladan kurtulmuyordu. Ertesi sene yeni bir albüm: "Axis: Bold As Love", aynı yıl "Smash Hits" adlı toplama bir albümün yanısıra bir başka albüm: "Electric Ladyland" geldi. Dinleyenleri, Jimi’nin ırkçılığa son vermek için gönderilmiş bir sevgi ve barış elçisi olduğuna inanıyorlardı.

Turnelerin biri bitiyor biri başlıyordu. Jimi’nin bir dakika bile boş durması, yapımcıların, kayıtçıların işine gelmiyordu. O da bu işten sıkılmaya başlamıştı. Bunun acısını da yine kendisinden uyuşturucu ve alkolle çıkartıyordu. Turnelerde çok büyük paralar dönüyordu. Yapımcılar Jimi’ye her istediğini veriyorlardı, ne de olsa onlar için Jimi, altın yumurtlayan bir tavuktu. Ama farketmediği bazı şeyler vardı. Jimi şöyle diyor: "Son zamanlarda çok para harcadığımı biliyorum. Fakat aynı zamanda çok para kazanıyorum. Parasal durumumun nasıl olduğunu öğrendiğimde şok oldum. Parasal ilişkilerimi idare eden insanlara inanmış, onlara güvenmiştim. Fakat kesinlikle yapılması gereken bazı değişiklikler var."

Turnelerde genel olarak 20bin - 80bin$ arası kazanılıyordu. Amerika’da 45 dakikalık bir gösteriden 100bin$ kazanmaları ise inanılmazdı. Genellikle gelirin %50’si Jimi’ye, %25’i menajerlere, kalan %25’i ise Noel ve Mitch’e bölüştürülüyordu.

1970’de çıkan "Band Of Gypsys" ile Jimi Hendrix’in ünü zirveye çıktı. Jimi’nin yaşadığı sorunlar da öyle.. Bir konserinin ortasında konseri terk etti. İzleyiciler şaşkınlık içinde konser alanını terk ederken o, tekrar sahneye çıktı ve "İçinizde Garfield Lisesi’nden olan var mı?" diye sordu. Kimi gençler "Evet! Evet!" diye bağrıştıklarında Jimi "Çabuk defolun buradan" dedi ve alandan ayrıldı. Bu olay Jimi’nin o dönemdeki ruhsal çöküşünü açıkça ortaya koyuyordu.

1970’de Jimi bir stüdyo açtı. İçi, mümkün olan, o dönemde bulunabilen tüm elektronik cihazlarla dolu olan bu eşsiz stüdyo da onu hayata bağlayamadı ve bu yılın Ağustos’unda Jimi İngiltere’ye döndü. Ona göre, dinleyicileri onu unutmaya başlamışlardı.

İngiltere’deki "Isle Of Wight" Festivali 60’ların en sıkı festivallerinin sonuncusu olarak değerlendiriliyordu. Festival sonrası Jimi, şöyle diyordu: "Bir an kendimi soğuk veyalnız hissettim. İnsanların bana ulaşmaya çalışırcasına sahneye zıpladıklarını gördüğümde beni hala unutmadıklarını hissettim ve çok sevindim. "Purple Haze", "Foxy Lady", "Hey Joe" ve unuttuklarını düşündüğüm bütün parçaları çalmamı istediler."

Jimi, İngiltere ve Almanya’yı da kapsayan yeni birkaç turne sonrası parasal durumunun ne kadar vahim olduğunun farkına vardı. Bunun yanısıra imzaladığı kontratlarda da çakışma vardı. Taraflar ve avukatları Jimi’nin ölümünden iki gün önce görüşmeye oturacaklardı. Kendisinin de katılması gerekiyordu ancak toplantıya gelmedi. Jimi, o iki günü çok daha farklı geçirmişti.

Tanık denebilecek Lorraine James, Jimi’nin son günlerinde yaşadığı bir olayı şöyle anlatıyor: "Açıkça ilaç bağımlısıydı ve üzerinde bol miktarda kenevir vardı. Durumu çok kötüydü, oldukça gergindi. Binanın telefon kulübesinde birileriyle bağlantı kurabilmek için saatlerce uğraştı, bir anda dünyanın en mutlu insanı oluyor, bir kaç dakika sonra kendisine yardım etmesini beklediği insanlardan ve maddi durumundan yakınıyordu. Binada arkadaşlarını ziyarete gelen iki Amerikalı kız vardı. Jimi o gece, sabahın 5’ine kadar ikisiyle de sevişti. Sonra hep birlikte Notting Hill’e gitmek üzere çıktık ve Batı Londra’da değişik yerlerde haşhaş içtik. Jimi tamamen kendinden geçmişti. Karşılaştığımız bir adam, aldığı uyuşturucu ile öylesine kendinden geçmişti ki merdiven korkuluklarından atlayarak bacağını kırdı ve hastaneye götürüldü. Tüm bu karışıklıklar olurken Jimi deliye dönmüş ve evin içinde bağırarak dolanmaya başlamıştı."

Jimi sonraki günü bir kız arkadaşının evinde baygın bir şekilde yatarak geçirdi. O akşam nasıl olduysa sevgilisinin evini bulabildi ve sabahın 1:30’unda menajerlerinden Chas Chandler’in telesekreterine "milyonların ilahı, uyuşturucu kuşağının baş peygamberi, son ses kaydını" bıraktı: "I need help bad, man!" ("Çok yardıma ihtiyacım var dostum!")

Ertesi gece sevgilisi Monika’yla birlikteydi. Monika şöyle anlatıyordu: "Sofrayı hazırladım, yemeği şarapla yedik, ama o biraz fazla kaçırdı. Daha sonra Jimi son şarkısını, son mesajını yazmaya başladı: "The Story Of Life". Bu şarkıyı, doğru zaman ve yer gelinceye kadar kimselere söymememi sıkı sıkı tembihleyip yatmak için odasına çıktı."

Jimi tamamen berbat bir durumdaydı. Çıktığı odada Monika’nın uyku haplarını buldu ve eğer Monika kapıdan içeri tam zamanında dalmasaydı, Jimi o hapları alacaktı. Monika’ya sadece hapları saydığını söyledi. Daha sonra Monika yatmaya gitti. Şöyle devam ediyor: "Hayatımın en büyük hatası, Jimi’yi o haplarla yakaladıktan sonra onu tekrar yalnız bırakmak oldu. Odaya tekrar girdiğimde haplar dökülmüştü, 9 hap da eksikti."

Jimi Hendrix, Londra'da, 18 Eylül 1970’de Jim Morrison ve Janis Joplin gibi 28 yaşında uykusunda kusarak boğuldu ve öldü.

Ayın 21’inde bir araştırma başlatıldı ve patajolist profesör Donald Teare, ölüm nedeninin "aşırı dozda barbiturat’ın sebep olduğu zehirlenme sonunda kusarak boğulma sonucu havasızlık" olduğunu söyledi. Karar, açıkolarak kayıtlara geçti.

Böylece bir dönem milyonları peşinden sürükleyen, eşsiz müziğinin yanında, ırkçılık karşıtı olması, barış ve kardeşliği benimseyip benimsetmesi ile de bir evrensellik elçisi olduğunu gösteren bir deha daha hayata yenilmişti.


Jimi Hendrix Purple Haze Vid - The top video clips of the week are here

Janis joplin

19 Ocak 1943 tarihinde Port Arthur, Teksas'ta, çalışan bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya geldi. Bir rafineri kasabasında büyüyen Janis, yeni tanıştığı herkes tarafından sıradışı biri olarak nitelenirdi. Gençlik yıllarında sanatçı kişiliğini farkeden ailesi, onu bu alanda kendini geliştirmesi için teşvik etti. 14 yaşına geldiğinde toplum tarafından sıradışılığı yüzünden dışlanmaya başlayan Janis, kendini müziğin ve sanatın içinde gizlemeye karar verdi. 18 yaşına geldiğinde, Teksas'taki birçok yerel klüpte sahne almaya başladı. Daha sonraları blues müziğine olan ilgisinin tükendiğini düşünerek, Lamar State College of Technology'e girdi. 1963 yılında okulunu bıraktı ve müzik kariyeri üzerine yoğunlaşmaya karar verdi.

1963 yılında otostopla geldiği California Dreamin'da hippi hareketine dahil oldu. Kısa zaman içinde San Francisco ve Venice Plajı'ndaki kafe ve klüplerin ayrıcalıklı bir müdavimi haline geldi. California'da geçirdiği iki yılın ardından kontrolünü büyük oranda kaybeden Janis, alkol ve amfetamin kullanmaya başladı. Bu gidişe dur demek için Port Arthur'a geri dönerek, ayrıldığı okuluna yeniden kaydoldu. Okulunda çok başarılı olmasına rağmen, bu doğrultuda gelişmekte olan hayatından hiçbir zaman memnuniyet duymadı.

Janis, küçük kasaba yaşamına ayak uyduramayacağını anlar anlamaz California'ya geri döndü. Burada, arkadaşı ve menejeri olan Chet Holmes tarafından Big Brother and the Holding Company adlı bir gruba solist olması için önerildi. Bu grupla çalışmaya başlayan Janis, 1967 yılında sahne aldıkları Monterey Uluslararası Pop Festivali'nde, bir blues klasiği olan "Ball and Chain" ile izleyenleri büyüleyerek, grubun ilgi odağı olmasını sağladı. Bu performans sonrasında aldıkları albüm teklifini geri çevirmeyen grup, 1968 yılında ilk albümünü yayınladı.

1968 yılında, grubun menejerliğini üstlenen Albert Grossman, Columbia Records plak şirketiyle bir anlaşma imzalamayı başardı ve aynı yıl grubun "Cheap Thrills" albümü bu şirketin etiketi ile yayınlandı. Bu albümde, "Piece of My Heart", "Ball and Chain" ve "Turtle Blues" gibi klasikleşmiş blues şarkılarının canlı versyonları da yer almaktaydı. Bu albümün başarısı sayesinde sekiz hafta boyunca listelerde üst sıralarda kalmayı başaran grubun adı artık "Janis Joplin with Big Brother and the Holding Company" olarak anılmaya başladı.

Arka arkaya gelen büyük başarılar, grubun uyuşturucu ve alkolle olan bağını daha da arttırdı, sıklıkla pahalı uyuşturucularla yapılan alemler grubun performansını ve iş ilişkilerini kötü yönde etkiledi. 1968'in sonunda, Big Brother and the Holding Company son bir performans gerçekleştirdikten sonra dağıldı.

Sonraki sene kariyerine tek başına devam etme kararı alan Joplin, 1969 yılının Haziran ayında gerçekleştirilen Woodstock festivalinde sahne alarak yeniden büyük bir beğeni toplamayı başardı. Blues'un yanında caz müziğine de herzaman ilgi duymuş olan Joplin, aynı yıl "The Cozmic Blues Band" i kurdu ve "I Got Dem Ol' Kozmic Blues Again Mama!" albümünü yayınladı.

Kazandığı başarılarla birlikte artan stresini bastırmak isteyen Joplin, eroin kullanmaya başladı ve kullandığı diğer uyuşturucuların ve alkolün miktarını gün geçtikçe arttırdı. 1969 yılının sonunda bu gidişatının doğru olmadığını farkederek tüm bağımlılıklarına son verdi ve yeni bir başlangıç yapmak için "The Full Tilt Boogie Band" adlı grubu kurdu.

1969 yılında, "Pearl" albümün kayıtları için stüdyo çalışmalarına başladı ancak, ihtiyaç duyduğu ilhamı bulmak için yeniden eroine başvurdu. 4 Ekim 1970 günü, henüz 27 yaşındayken, Los Angeles'taki Landmark Motor Hotel'de aşırı dozda eroin yüzünden hayatını kaybetti.

Ölümünün ardından yayınlanan albümünde yer alan "Me and Bobby McGee" ve "Mercedes Benz" gibi şarkıları ile haftalarca listelerde üst sıralarda yer aldı.

Janis Joplin, yaşadığı zamanda olduğu gibi günümüzde de, gelmiş geçmiş en iyi kadın blues şarkıcılarından biri olarak kabul edilmektedir.






Janis Joplin - Tell Mama (Official Music Video) - Watch today’s top amazing videos here

28 Mart 2009 Cumartesi

bitti

sonunda.

22 Mart 2009 Pazar

22 Şubat 2009 Pazar

william blake

To see a World in a grain of sand,
And Heaven in a wild flower,
Hold Infinity in the palm of your hand
And Eternity in an hour.

////////////

Görmek için bir kum tanesinde dünyayı,
yabani bir çiçekte cenneti,
sonsuz boşluğu tut avucunun içinde
ve sonsuzluğu bir saatte.








oldukça uzun zamandır aklımı kurcalayan bir şiir-vers, sözleri mükemmel..

21 Şubat 2009 Cumartesi

mini

minimini beyinleriyle adam anliz edip teşhis koyan arkadaşlara selamlarımı sunarım. biliyosunuz siz kendinizi.

16 Şubat 2009 Pazartesi

15 Şubat 2009 Pazar

Yemen müziği

dandik amerikan rp inden sonra iyi geliyor bünyeye. amcamda çok şirin (:)

14 Şubat 2009 Cumartesi

sevgiliyle kahvaltı



Sıcak bir çay, sıcak bir yer ve sıcak bir sevgili...

güzel bir şey vesselam, tüm abhazyalı arkadaşlara öneririm ;)

13 Şubat 2009 Cuma

Eski şarkılar...Erol Evgin

Kılık kıyafet ne kadar tr kılık kıyafet yönetmeliğine uymasada (:)) şarkının sözlerine diyecek bir şey yok sanırım.

Top 10 eski şarkılar içinde ilk sıralarda benim için.


- Erol evgin

12 Şubat 2009 Perşembe

Eski şarkılar..Tanju okan

ufak bir gecekonduda yalnız başına ölen Tanju okandan çok güzel bir şarkı. Issız adam film müziklerinden sonra bunu da eklemeyi düşündüm, sanırım bu eski şarkılar olayı seri halinde devam edecek.


Dudaklarımda Bir Ateş Tanju Okan - For more funny videos, click here

youtube a ya da diğer bloklu sitelere kolay giriş

Youtube ya da diğer tt tarafından bloklu sitelere girmek için : http://www.ktunnel.com/
a girip istedğimiz siteyi yazıyoruz ve tamamdır. her türlü bloklu siteye giriş yapabiliyoruz

İzmirlilerin problemi bulundu

İstanbullu bilim adamlarınca yapılan araştırmada izmirli erkek ve kızlardaki o embesil havanın çeşitli annesel nedenlerden dolayı insana psikolojik olarak işlenen yüksek ego ve düşük özgüven karışımının yarattığı kibir (kendini beğenmişlik) ile yüksek oranda bağlantılı olduğu anlaşıldı.
Bu etki insanları beğenmeme, bok atma, kendini süper görme olarak populasyona yansımakta.



Hot Gay Guy Dancing Naked - Funny videos are here >>>>>>izmirli bir arkadaş


Aynı etki çeşitli manisalı,balıkesirli ve nüfusu 2 milyonun altındaki şehirlerde bulunan deneklerde de gözlendi.


(istanbul haber ajansı bildirdi)

11 Şubat 2009 Çarşamba

Issız adam film müzikleri

filmi izlememe rağmen çok hoşuma gitti; Semiramis Pekkan-Bana yalan söylediler

Netten download için en kolay ve geçerli yöntem

Bilgisayara ya da internete yeni başlayanlar genellikle mp3 ya da film ararken bazı phishing yapan sayfalara takılıp bilgisayarlarına bir sürü worm virüs vs takıyorlar.

Netteki milyonlarca kişinin kullandığı download yöntemini sizinle paylaşmak istedim.

utorrent ve torrentz.com

önce u torrent programını şurdan indirelim : www.utorrent.com

kuralım ve ayarlarını yapalım (ayarları zaten otomatik olarak gelmekte)

şimdi.İstediğimiz filmi dosyayı müziği www.torrentz.com sitesinden indirebiliriz.

burda herhangi bir dosya seçildiğinde çeşitli serverlar çıkıyor karşımıza, ben mininovayı kullanıyorum genelde.Mininovadan bu torrent dosyasını indiriyoruz ve açık olan utorrentin içine sürüklüyoruz. Downloadımız full hızla başlıyor.

nette bu yazdıklarımı daha özellikli anlatan sayfalar var utorrentin diğer özellikleri ve diğer torrent sayfaları için onları ziyaret edebilirsiniz. iyi avlar.

Massive attack

............alıntı (wikipedi)
Daha elektronik müzik filizlenmemişken, Massive Attack; trip hop'ı gümüş tepsiyle sundu. Müzik severler müzik adına yapılabilecek herşeyin yapıldığını düşünürken Massive Attack'in "Blue Lines" albümü çıka geldi. Electronic tınılar içermesine rağmen bunun adını koyamadık, ve anladıkki bu Massive Attack tarzıydı. Bunu hiç değiştirmediler, bunun için Massive Attack denince "Çok farklı hep aynı" dedik.

Massive Attack, 1980’lerin ortasında iyi bir şöhrete sahip olan “The Wild Bunch”in sona erdirilmesiyle “The Wild Bunch” üyeleri tarafından kurulmuş bir gruptur.

Politik ve gündemi takip eden duruşlarını müzikleriyle harmanlayan Massive Attack; sürekli konuk sanatçılarla çalışmalarını sürdürerek kolektif anlayışlarının altını çizmiştir. Yaptıkları hiçbir albüm itibarlarını zedelemedi. Hatta, onları hep bir adım daha öteye taşıdı. Müzikal zıtlıkları olan tınıları ve etkilendikleri her şeyi mükemmel bir ölçüyle sunabilme özellikleri onları yepyeni bir türün yaratıcısı yaptı. (trip hop)! Dub groove’ları, funky parçaları, hip hop esansları ve ilginç sample’larıyla Massive Attack’in müziği, kişiyi farklı bir yoldan seyehate çıkaran, karanlık ve sinematik bir nitelik taşır. Bu özelliği yüzünden olsa gerek; kendisinden sonra gelen Portishead, Sneaker Pimps, Beth Orton ve hatta Tricky gibi trip hop denince akla gelen isimlere kaynak olmuştur.

“Mezzanine” albümün tanıtım turnesi sırasında Mushroom’un gruptan ayrılma kararı almasıyla iki kişiye düşen Massive Attack, daha sonra Daddy G’nin de part time’a geçmesiyle tek kişi kaldı.

Elektronik müziğin bir bütün olarak temel ilham kaynağını oluşturan modern şehirler ve onların hayalet ruhları, kültür kalabalıkların karakterlerini yansıttıkları mükemmel bir kompozisyon olarak görülebilir. Mimarisi, iklimi, bitki örtüsü, din, dil ve alışkanlıkları, bu portedeki notalardan sadece belli başlıları. Şehirler, Massive Attack’e de en büyük ilhamı veren şeylerin başında geliyor. Spesifik olarak da memleketleri Bristol tabii. Her şehrin kendine ait bir karakteri olduğu, kendine ait bir sesi var. Ve Bristol Sound’u denen şeyin bayrağını taşıyan da Massive Attack’tir. Bu karakterli olma durumu müzik dünyası içinde çok saygı gören bir özellik. Massive Attack de müzikal anlamda ne kadar değişir ve ne kadar farklı yerlere kök salarsa salsın, kendi karakterinden asla ödün vermiyor. Çünkü her ne kadar trip hop denen şeyi icat ettiyse de, artık onları anlatırken bu gibi sınıflandırmalarla cebelleşmek zorunda değiliz. Sadece Massive Attack demek yeterli. Çünkü trip hop’ın tanımında Massive Attack var ve bu tarz Massive Attack tarzıdır. Yineliyelim “Çok farklı hep aynı”

3D (Robert del Naja) 11 haftasını, senaryosunu Luc Besson’ın yazdığı ve Louis Leterrier'nin de yönettiği bir film olan Danny the Dog’a müzik yapmakla geçirdi. Başrolünde Jet Li'nin yer aldığı filmde diğer oyuncular arasında Morgan Freeman ve Bob Hoskins yer alıyor. Filmde Jet Li, hayatı boyunca hiçbir eğitim almamış bir köleyi canlandırıyor, hem de boynunda tasması olan gayet klişe bir köleyi. Hoskins tarafından bir dövüşçü olarak kullanılan Jet Li günün birinde kör bir piyanist olan Morgan Freeman’la tanılıyor ve Freeman ona müzik yoluyla insan olmak konusuyla ilgili kimsenin bilmediği sırlar veriyor. İşte Freeman’ın Li’yi eğitirken kullandığı müzikler 3D?nin elinden çıkma. Massive Attack film için tam 21 parça yapmış ve bu müzikler film boyunca kronolojik olarak duyuluyor. Büyük bir Massive Attack hayranı olan Luc Besson, en başından beri filmin müziği için 3D’yi düşünüyormuş ve bizzat onunla temasa geçerek ikna etmiş. Film Amerika’da 11 Ekim’de vizyona girmişti.
...........alıntı (wikipedi)
Tr eşkiya filminde pis bar ortamına giren cumalinin duyduğu karma coma versiyonu olarak tanıyor bu grubu, yani aslında o beatler o grubun değil. öz be öz massive attack ın.herneyse, tüm bu tantanayı teardrop klibini paylaşmak için yazdım. iyi seyirler.

Massive Attack- Teardrop - The best free videos are right here

5 Şubat 2009 Perşembe

Translators cafe

http://www.translatorscafe.com adresinden kolayca üye olunabilen ve oldukça profesyonel bir freelancer çevirmen odası.
sistemi : iş postala> rate leri al>işi ver>işi al olarak çalışıyor. Tüm çeviriyle ilgili ya da ucundan bucağından da olsa çeviriyle ilgilenmiş arkadaşlara tavsiye ederim.